• Burak Berat GENÇ Her Gün Tok Karnına 3 Şehit! 13 Şubat 2016 Cumartesi berat_genc@yahoo.com.tr Burak Berat GENÇ


       Candan, canandan geçip bir fecr vaktinde yatağına değil 'memleketim' diye secdeye giden, sadece yaradanın huzurunda eğilen, adam aldırma geç git! diyemeyen, değil şehit haberine bir tek askerimizin, polisimizin, vatan diyen vatandaşımızın tırnağına zarar gelmesine, mazlumun hor görülmesine alıştırılamamış, alıştırılamayacak, hazmetmeyen hazmetmeyecek insanlar olarak, bu insanların hala var olduklarına inanarak, onlardan helallik alarak bir cahilin tükenmez kaleminden iki üç kelam etmek istiyorum. Dilim boyumdan uzundur, cehaletim yaşımdan büyük, kalemim ise kılıcım kadar keskin bu yüzden kimse kusura bakmaya...

    Öncelikle hatırlanması gerekir ki sadece yiğitlerimizin hattı müdafaası değil tüm vatanın Sath-ı müdafaasıdır içinde bulunduğumuz vaziyet. Bu yüzden herkesin imânla inkârın mücadelesini görerek, elini taşının altına koyması bileğinin yettiği kadar değil, yüreğinin yettiği kadar Türkü, Kürdü, Sağcısı, Solcusu, Kuzeylisi, Güneylisi, Alevisi, Sunnisi,vatan olmadan hiçbir şey olmayacağını bilerek bu baldan tatlı yükü sırtlaması gerekir. Unutulmamalıdır ki televizyon başında ayaklarını uzatıp tok karnına her gün 3 şehit değildir bu vatanın reçetesi. Aç karnına çanakkale ruhudur, imanıdır, inancıdır, birlikteliğidir, mücadelesidir, vatan sevgisidir. 

       Aklımızı dünyevi gereksiz onca şey meşgul ederken bu en mühim hatırlatmayı da yaptıktan sonra şimdiye geliyorum. 

       Şöyle bir bakıyorum da gecenin bir vaktinde sıcacık yataklarımızda ne güzel uyuyoruz. 

       İşin ilginç tarafı artık gündüz vakti de zihnen uyuyoruz yani günün her saatinde ne güzel uyutuluyoruz. Gözlerimizi o kadar kapatmışlar ki hiçbir şey görmüyoruz. 

       Kapatmışlar diyorum çünkü bizim bu kadar vicdansız bir millet olmamıza başka izah bulamıyorum. Bizim kanımızda bu kadar kansızlık olmasını başka bir şeye yormak istemiyorum. 'Canı, cânanı bütün varımı alsın da Hüda' ruhundan koltuğum, menfaatim, keyfim, işim, eşim, aşım kalsın da ruhuna ne ara geldiğimizi anlayamıyorum. 

       Utanıyorum, susuyorum, anlatamıyorum.

       1 dakikayı bulmayan şehit haberlerine isyan ederken, şimdi bırak haberi bir alt yazıyla geçiştirilen bir ülkeye dönmeyi sindiremiyorum. Artık sözlükte sözcük bırakmadıkları için bu hâli anlatacak bir şey bulamıyorum. 'Vatan ateşler içinde yanarken ben evimde çay içemem' diyen şehit uzman çavuşun yüreğini hatırlayarak sağır olmuş kulaklara, unutulmuş sıfatlara, bakılmayacak suratlara seslenmek, bağırmak, çağırmak, haykırmak istiyorum.

       Yeter efendiler yeter! 

       Şu tabutun başında cennet yüzlü, nurdan çocukların Kevseri andıran yaşlarını içinizde dert edinip ne zaman boğulacaksınız?

       Bu yılları hebâ olan ama bir saniye bile pişmanlık duymayan yiğitlere ne zaman sahip çıkacaksınız?

       Devletimizin üniversitesinde eğitip, yurdunda barındırıp, yemekhanesinde besleyip sonra dağda kaç eğitimli kurşun sıktıracaksınız, şehirlerde kaç pırıl pırıl yiğite kıydıracaksınız? Devlet kurumlarında, hastanesinde, tüm kurum ve kuruluşlarında bu hainlerin maaşlarını yatırıp eli silahlı-silahsız teröristleri maddi manevi destekleyip, üstüne aynı hastanede o yiğit evlatlarımızın aileleriyle bile alay eden kansızların, teröristlerin hayatta kalması için verdiği mücadelenin aynısını askerimiz, polisimiz canından olsun diye verirken, her şey bu kadar açıkken alenen sosyal medyada, sokakta, okullarda propagandasını yaparken susarak daha kaç evladı öksüz bıraktıracaksınız?

       Evine 3 kuruş götürmenin derdinde ki adamdan aldığınız vergiyi Mecliste bölücü terör örgütünün maşalarına aktararak, konuşturarak daha ne kadar barındıracaksınız? 

       Daha ne kadar susacaksınız, ne kadar? 

       Ne kadar demişken yanlış anlamayın fiyattan bahsetmiyorum. Aklınız oraya gidecek çünkü biliyorum. Çünkü hiçbir şeyin umrunuzda olmadığı şu memlekette bu soruyu milletvekili maaşı sanıp, mecliste bir olup yine eksiksiz katılımlı oturum sağlarsınız diye açıklama yapıyorum. 

       Neyse kaldığımız (!) yerden devam ediyorum. 

       Yarın yine televizyonlarda birileri evlenme, eğlenme adı altında soytarılık yapacak, yiğitlerimiz bizler için kahramanlık yapacak yok öyle bir şey! 

       Üzülüyoruz ama hayat devam ediyor diye bir şey de yok! 

       Hayat gerekirse devam etmeyecek, o evlere, o yüreklere ateş düşüyor sönmüyorsa, iki sokak ötedeki şehit cenazesine gidilmiyorsa, yukardakiler tıksırıncaya kadar yiyorsa, herkes kendi derdine düşüyorsa ve herkes hala susuyorsa bilinsin ki bu sistem böyle gitmeyecek, vatan sevmenin çilesini çekmeyenler edebiyatını yapmayacak. Yarınlara Güneş olan vatan için candan, canandan, evlattan uzak düşen şehitlerimiz, gazilerimiz ve onların aileleri cenazede 3-5 fotoğraftan sonra unutulmayacak. Hiçbir şey yapamasakta, zerre teselli olamaz ama bu insanların yaşam imkanları vekillerin, televizyondakilerin, yaşadıkları (!) hayatların imkan olarak kat kat üstünde olacak, zaten bu koltuk sahiplerinin cebinde bir lira olmasa da biliyoruz nasıl olsa 7 sülalesi o makam, şan, şöhret kartıyla bir ömür rahat yaşayacak! -- Ve biliyor musunuz 'evlatlarımızı feda etmeye hazırız' diyenler bedelli evlatlarına sıkı sıkı sarılırken Yine fakirin dert pişen evinde, duman tüten yüreğinde acı haber yangınına kor olacak. Hep vatan diye bağıracak ve dua isteyerek 'Hasbunallahu ve ni'mel vekil' cümlesi ile son bulacak.

       Ne diyelim ki? Hangisine,hangimize yanalım? Cahit Sıtkı bunca kelimeyle,cümleyle anlatmaya çalıştığımızı iki cümleyle anlatmamış mı? diyip noktalayalım.

       'Efkâr ettiğimiz şey memleketin halidir. Sanmam hemşerim sanmam bundan daha acısı olsun.'

0 0
15,243 kez okundu
0
0

YORUMLAR

0 Yorum

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan gazihaber sorumlu tutulamaz.

YORUM YAZ

Ad soyad Mail Adresi Yorumunuz
Diğer Burak Berat GENÇ Yazıları