• Barış Can ÜÇBAŞ İçten İçe Dışlanmış Bir Ülke: Türkiye 01 Nisan 2016 Cuma barisucbas@gmail.com Barış Can ÜÇBAŞ


    Bir Kızılderili der ki, “insanlar, sevmek; eşyalar, kullanmak içindir. Dünya’daki temel kaosun sebebi, insanların eşyaları sevmeleri, birbirlerini kullanmalarıdır.”  Bu anlamlı cümleye katılmayan herhalde pek çıkmaz, peki ya kaç kişi sizce gerçekten hayatın, yaşamın hakkını verebilmektedir. Düşünürken önce kendinizden başlayın!

    Türkiye. Dağları, ovaları, vadileri, platoları, gölleri, denizleri ve ayrı, ayrı bereketli topraklarının sunduklarıyla hatırladığımız şehirleri… Artvin’de yaşayan, İzmirlinin denizini, güneşini kıskanırken, Ankaralı, Doğu Karadeniz’in yeşilini kıskanır. O ne güzel şehir, İstanbul’da yaşayanlar, ekmek parası uğruna gurbete düşene  “bir sen eksiktin, şu taşı toprağı altın memlekette” derken, adı belki hiç duyulmamış ancak Türkiye’nin her şehrinde adaş olan köylerin demirbaşı Mehmet ağa, davulla zurnayla karşılar, kırk yılda bir gelen misafirini. Diyeceğim o ki, kelimeler ile anlatamadığımız güzelim memleketimize bir kez daha sarılalım.

    Yıllardır rakamlarla, analizlerle, A4 sayfalarla, aktı mı, çıkmayan mürekkeplerle, kah kariyer hayatımda kah eğitim hayatımda haşır neşir oldum. Ancak insan özünü unutmamalı. Belki anamın, babamın köyüne çok gidemedik. Ama ben toprağa aşığım, yeryüzüne ve her türlü canlısına…

    Rakamlar bir şey ifade etmez bazen, hatta en önemli kararları alırken bile arkanı yaslamayacaksın rakamlara. Bu banka hesabın da olur, yönettiğin ülkenin, dünya genel ihracat parite oranı da, kişi başına düşen milli hasılat ta olur, kişi başına düşen kitap sayısı da… Not: Atamıza sormuşlar ya, “paşa kahve falına inanır mısınız? Gözünü sevdiğimin kamil adamı, “fala inanmam! Ancak falsız da kalmam. Kahveyi, yapandan içersen, bir daha istersin ancak ben ne yapana bakarım ne yaptırana, kahveye özlemim anamdan kalmıştır, yani kahve içmeyi çok severim. “ Demiştir.  Rakamları ne kağıtta ne de gözümüzde büyütmeyelim, ancak çok göz ardı da etmeyelim.

    Sene 2016, aylardan Mart sonu, Nisan başı. Bu yıl, kışın araya sıcak girdi, meyve verecek ağaçlar, çiçek açtı ta yandı. Kuraklık “geliyorum” diyor. Ankara’nın Çubuk ilçesinde, mühendis bir iş adamı, eski bir değirmenci olan  babasından kalan arazisini ve kendisini doğaya, bilinçli ve kurallı,doğru avcılığa adamış. Adı Uğur. Kırk beş dönümlük arazisinin sadece beş  dönümünü gezebildim. Anlattığı anılar, doğanın ayakta kalması için gösterdiği çabalar, küçük ailesinin geçindirmek için verdiği en kutsal uğraş, her biri takdire şayandır. Orada, doğada gezerken bir yandan bahsettiği olaylar biryandan her gün  okumayı temel ihtiyaç saydığım ekonomi ve ticaret haberleri, analizleri,  çeviri metinler ve tabiî ki enteresan  Türkiye’nin, maliye politikası ve merkez bankasının para politikası kararları, ha birde ünlü mü ünlü, Dünya merkez bankası, küçük Amerika tanrıçası Yellen’in kaosu eş zamanlı yayma ve yaşatma çabaları…

    Sizce hangisi, okunmaya, dinlemeye, zaman ve ömür harcamaya değer?

    Peki ne yapmalı?

    Sivil toplum kuruluşları, dergiler, gazeteler ve makaleler. Her bir memleket insanı herhangi birinin daimisi olursa Türkiye’de silahlar sesleri ve insan hakları ihlalleri durur. Eğer ikisinin de daimi takipçisi olursa, Türkiye’de evlendirme, giydirme, soytarılık yapma ve bilgiçlik taslama programları durur. Eğer her üçü büyük bir özlemle beklenir, okunur ve bilgiler dosdoğru paylaşılırsa, işte o zaman, bir sonraki aşama olan, sanat ve soyut düşünce aşamasına geçilebilmesi mümkün olabilir.

    Nereden başlanmalı?

    Bizce, eşinize, çocuklarınıza, ailenize ve çevrenize olan tutum ve davranışlarınızı, basit ve genel sevgi ve saygı çerçevesine oturtulmasıyla başlanmalı, yeni bir hayata! Yeni bir diyete başlar gibi, Pazartesi’nden değil, birazdan bitecek yazını, okuması için eşine dostuna tavsiye etikten sonra, başkasına değil kendine hak ver! En çok da kendini dinle… Toplumsal yaşamdan bireyselliğe dönüşen yalnızlığımızda, bunu durdurmak, suyun yüz santigratta kaynama kuralını değiştirmekten çok daha zor, ancak bu hamura şekil verebilirsiniz. Hem de ovarak, sabırla. Başla!

0 0
12,191 kez okundu
0
0

YORUMLAR

0 Yorum

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan gazihaber sorumlu tutulamaz.

YORUM YAZ

Ad soyad Mail Adresi Yorumunuz
Diğer Barış Can ÜÇBAŞ Yazıları